Eskişehir’in topraklarında filizlenen, malzeme mühendisliği ile teknik dünyasına adım atan Duygu Yalnızoğlu, bugün Türkiye’nin teknoloji üslerinden biri olan Eskişehir Teknopark’ın (ATAP) ilk kadın genel müdürü olarak tarihe geçiyor. Savunma sanayiinin dev projelerinde uyduların enerji sistemlerine dokunan, Ar-Ge merkezlerini sıfırdan kuran ve “paranın cinsiyeti yoktur” diyerek kadın girişimcilere yol açan Yalnızoğlu’nun hikayesi, sadece bir kariyer öyküsü değil; aynı zamanda cesaretle yola çıkmanın ve engelleri aşmanın bir manifestosu. Mühendisliğin analitik gücünü, liderliğin vizyonuyla birleştiren bu ilham verici kadının dünyasına davetlisiniz.
Sayın Yalnızoğlu, okurlarımız için Duygu Yalnızoğlu’nu kendi cümlelerinizle nasıl tanımlarsınız? Kariyer yolculuğunuzun temelleri nerede atıldı?
Ben Eskişehirliyim ve eğitim hayatıma malzeme mühendisi olarak başladım, üzerine Koç Üniversitesi’nde MBA yaparak yönetimsel vizyonumu pekiştirdim. 2007 yılından beri profesyonel iş hayatının içindeyim. Kariyerim savunma sanayii ve havacılıkta 7 yıl, ardından otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde 10 yıl olmak üzere toplam 17 yıllık bir süreci kapsıyor. Bu süreçte mühendislikten Ar-Ge müdürlüğüne, oradan genel müdür yardımcılığına kadar pek çok kademede görev aldım. Sonunda kurumsal hayattan girişimcilik dünyasına adım attım ve bugün ATAP Genel Müdürü olarak bu birikimimi teknoloji ekosistemine aktarıyorum.

Mühendislikten profesyonel yönetime geçişiniz oldukça hızlı olmuş. Bu süreçte size en büyük katkıyı sağlayan deneyiminiz neydi?
Kariyerimin ilk yıllarında Atard Savunma bünyesinde Türkiye’nin milli projelerinde yer almak benim için dönüm noktasıydı. Göktürk-2 uydusu, OMTAS ve UMTAS gibi kritik projelerde çalışmak mühendislik yetilerimi zirveye taşıdı. Ancak asıl kırılma noktası, AS 9100 Kalite Yönetim Sistemi’ni kurmam oldu. Bu görev bana bir şirketteki tüm departmanların birbiriyle nasıl ilişkilendiğini, yani büyük resmi görmeyi öğretti. Bu “büyük resim” görüşü, beni yöneticilik basamaklarında hızla yukarı taşıdı.
Savunma sanayiinde uydular üzerine çalışmak nasıl bir histi? Teknik olarak sizi en çok ne heyecanlandırdı?
Milli projelerin bir parçası olmak her şeyden önce büyük bir gurur vesilesi. Teknik açıdan ise yüksek teknolojiyle iç içe olmak müthiş bir gelişim fırsatı sağladı. Örneğin Göktürk-2 uydusunun enerji depolama sistemini tasarlarken, o dönem için çok ileri bir teknoloji olan “sürtünmesiz manyetik yataklama” kullandık. Bu tarz vizyoner teknolojileri yerinde görmek ve uygulamak bir mühendis için paha biçilemez bir okul.

Kariyerinizde pek çok projeyi sıfırdan kurduğunuzu biliyoruz. Bir projeyi yoktan var etmek için bir liderde hangi vasıflar olmalı?
Başarının anahtarı doğru kurgu ve denge. Bir projeyi ayağa kaldırmak için müşteri beklentileri, ekibin motivasyonu ve yönetimin maliyet/süre hedefleri arasındaki dengeyi kurabilmelisiniz. Kariyerim boyunca 40’a yakın projeyi sıfırdan devreye aldım; hatta bir yan sanayi firmasının kendi markasını yaratıp ankastre grubunda üretim yapmasına öncülük ettim. Bir lider her şeye hakim olmalı ancak her şeyi kendi yapmaya çalışmamalı. Doğru delegasyon, liderliğin en kritik özelliğidir.
Arya Kadın Yatırım Platformu’nda da çok aktifsiniz. “Paranın cinsiyeti yoktur” mottosu sizin için ne ifade ediyor?
Arya, Türkiye’nin ilk kadın melek yatırımcı ağı ve biz Eskişehir Chapter’ını kurarak bu ateşi burada da yaktık. Kadınların iş dünyasında görünür olması için başkalarından fırsat beklemesi değil, etken olması gerektiğine inanıyorum. Hedefimize cüretle sahip çıkmalıyız. Ben cinsiyet dengeli toplulukları daha doğru buluyorum; çünkü kadın ve erkeğin tamamlayıcı özellikleri bir araya geldiğinde asıl başarı ortaya çıkıyor. Erkeklerin de kadınların iş bitiriciliğinden ve çalışkanlığından çok etkilendiğini her ortamda gözlemliyorum.
Türkiye’nin ilk teknoparkı olan ATAP’ın ilk kadın genel müdürü olmak size ne hissettiriyor? Öncelikleriniz neler?
1990’dan beri faaliyette olan böyle köklü bir ekosisteme liderlik etmek büyük bir mutluluk ama bir o kadar da ağır bir sorumluluk. Benim buradaki temel amacım makamın ötesinde değer katmak. Firmalarımızın daha görünür olması, buradaki inovatif işlerin pazarda karşılık bulması ve girişimcilerimizin güçlü bir network desteğiyle büyümesi için tüm enerjimizi harcıyoruz.

Mühendislik genellikle erkek mesleği olarak algılanır. Bu algıyı kırmak ve kız çocuklarını bu alana yönlendirmek için neler yapıyorsunuz?
Mesleklere cinsiyet yüklenmesini doğru bulmuyorum, kadın mühendislerimizin başarısı zaten bu algıyı büyük oranda kırdı. Biz ATAP olarak görerek öğrenmeye çok inanıyoruz. Eskişehir Tasarım İnovasyon Merkezimizi (ETİM) lise çağındaki çocuklara gezdiriyoruz. Orada çalışan başarılı kadın mühendisleri gördüklerinde ilham alıyorlar. Çocukların hayatını değiştiren o “unutulmaz günleri” yaratmak için onlara teknolojinin mutfağını gösteriyoruz.
Son olarak, kendi yolunu çizmek isteyen genç kadınlara tavsiyeniz nedir? Başarının formülü sizce nedir?
Tek bir şey söyleyecek olsam; “Yola çıkın” derdim. Niyet edip yola çıktığınızda kapılar mutlaka açılıyor. Günümüzde “network” yani doğru bağlantılar her şeyden daha önemli. Ben ne zaman bir şeye inansam, hayatımı kolaylaştıran insanlar karşıma çıktı. ATAP gibi yapılar artık girişimci kadınların her zaman yanında. Önemli olan niyet etmek, cüret etmek ve o ilk adımı atmaktır.
Eskişehir’in teknoloji koridorlarında Duygu Yalnızoğlu ile yaptığımız bu sohbet, bize bir kez daha gösterdi ki; teknik bilgi liderlik vizyonuyla birleştiğinde aşılmayacak hiçbir sınır yok. Hem bir mühendis hem de bir yönetici olarak Yalnızoğlu, gelecek nesil kadınlar için parlayan bir kutup yıldızı olmaya devam ediyor.
