8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Turgut Özakman Sahnesi anlamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Nilüfer Sezer’in üstlendiği, 17 kadın fotoğrafçının gözünden “kadını” anlatan bu özel sergide, sanatın birleştirici gücünü ve kadının yaşamdaki izlerini sürdük. Kent Dergi olarak, bu ilham verici sergiyi Nilüfer Sezer ile konuştuk.

Nilüfer Hanım, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Fotoğraf yolculuğunuz nasıl başladı?
Ben Nilüfer Sezer. Sanatın her alanında var olmayı ve en çok da insanları seven biriyim. Emeklilik dönemimle birlikte fotoğrafçılığa eğilmeye başladım. Aslında öncesinde de aile albümleri ve kişisel videolar çekiyordum ama bunu bir sanat dalı olarak görmemiştim. Bakış açımı değiştirdiğimde fotoğrafın derinliğini keşfettim. Şimdilerde ise rotamı biraz daha video ve animasyon tarafına kırmayı planlıyorum. Benim için sanat; paylaşmak ve gizli kalmış emekleri gün yüzüne çıkarmaktır.
Turgut Özakman Sahnesi’ndeki bu sergide kaç kadın bir araya geldi ve serginin ana odağı neydi?
Bu sergide dünyayı “fotoğraf gözüyle” okuyan 17 kadın sanatçımız yer alıyor. Bu sanatçılardan 2 tanesi şehir dışından katıldı. Hepsinin kendine has, farklı bakış açıları var. Temel odağımız ise “kadın”. Kadın; sokakta gezerken, evde çocuğuna bakarken, iş hayatında var olurken ya da sadece derin düşüncelere daldığında bile hayatın tam merkezindedir. Biz bu kompozisyonda kadının yaşamın her alanındaki varlığını ve her halini görüntülemeyi amaçladık.

Kent Dergi olarak Mart sayımızı tamamen kadınlara ayırdık. Sizin bu vesileyle kadın okurlarımıza ve sanatseverlere bir mesajınız var mı?
Sergimiz 6 Mart’ta kapılarını açtı ve 13 Mart’a kadar ziyaret edilebilir. Tüm Eskişehirlileri bekliyoruz; gelsinler, görsünler ve Eskişehir Sanat Derneği’nin web sayfası üzerinden yorumlarını bizimle paylaşsınlar. Bu geri dönüşler bizi geliştirecektir.
Kadınlara en büyük tavsiyem, asla evde durmasınlar. Hayata karışsınlar, gezsinler ve ellerine fotoğraf makinelerini almaktan korkmasınlar. “Başkası ne der?” kaygısını bir kenara bıraksınlar. Biz “hayat bitti dediğin yerden başlar” diyoruz. Sanatla uğraşırken, bir köşede unuttukları öz benliklerini ve asıl kişiliklerini yeniden yakalayacaklarına eminim. Hayata pozitif baksınlar ve üretmekten vazgeçmesinler.










