Türk futbolunda “Anadolu İhtilali”nin ateşini yakan, Avrupa sahnelerinde devlere meydan okuyarak adını tarihe kazıyan o efsanevi ruh, bugün yeniden nefes alıyor. Bir dönemin efsanesi olan Eskişehirspor, şimdi yeni bir uyanışın eşiğinde duruyor.
Zorlu yılların ardından bu kutsal emaneti omuzlayan Başkan Sayın Ulaş Entok, kararlı duruşu ve geleceğe bakan vizyonuyla camiaya yeniden inanç ve umut aşılıyor. Tribünlerden altyapıya, geçmişin gurur veren ilklerinden yarının hayallerine uzanan bu yolculukta, Eskişehir’in bitmeyen futbol tutkusu yeniden ayağa kalkıyor.
Bu özel röportajda; bir şehrin hiç susmayan futbol tutkusunu, altyapıdan yükselen hayalleri ve profesyonel liglere uzanan zorlu yolu, Eskişehirspor’un yeniden doğuşuna liderlik eden Başkan Ulaş Entok anlatıyor.
Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Ulaş Entok kimdir?
1984 yılında Eskişehir’de doğdum. Eskişehir’in köklü, yerli ailelerinden birine mensubum; Odunpazarlıyım. Bu şehrin sokaklarında büyüdüm, tribünlerinde heyecanlandım. Eskişehirspor sevgisi de tam olarak burada, çocukluk yıllarımda başladı.
Cumhuriyet Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema-Televizyon Bölümü’nü tamamladım. Üniversite yıllarımın ardından aile şirketimizde çalışma hayatına adım attım. 2017 yılında ise kendi yolumu çizerek mekanik taahhüt, tesisat ve malzeme satışı alanında faaliyet gösteren mühendislik firmamı kurdum. Bugün hem aile işletmemizin devamında hem de kendi şirketimde aktif olarak iş hayatını sürdürüyorum.
Evliyim ve bir çocuk babasıyım. Eskişehir’de doğmuş, bu şehirde yaşamış ve Eskişehirspor’u hayatının bir parçası olarak görmüş biri olarak; bu kente ve bu armaya duyduğum bağ, sadece bir yöneticilik görevi değil, güçlü bir sorumluluk duygusu taşıyor.

Dosya konumuz “Eskişehir’in İlkleri”. Eskişehirspor tarihine baktığımızda, bu kulübün Türk futboluna kazandırdığı ve simgeleşen o meşhur “ilkleri” nelerdir, sizden dinleyebilir miyiz?
Eskişehirspor, bu kentin en güçlü hafızalarından biridir. Tarihine baktığımızda, hem Türk futbolu hem de şehir adına sayısız “ilk”e imza atmış çok özel bir camiadan söz ederiz.
Kuruluş hikâyesi bunun en net göstergesidir. Bir üniversite takımı olan Akademispor’un; Anadolu Gençlik, İdmanyurdu ve Yıldıztepespor ile birleşmesiyle ortaya çıkan bu yapı, dönemi için son derece cesur ve vizyoner bir adımdı. Eskişehirspor, daha en başından itibaren Anadolu’da farklı bir yerde durdu.
1960’ların sonu ve 1970’lerin başında ise İstanbul takımları dışında şampiyonluk yarışına gerçek anlamda ortak olan ilk Anadolu kulübü oldu. Bu çıkış, Türk futbolundaki dengeleri değiştirdi. Bu yüzden Eskişehirspor; başkaldırının, ilklerin ve isyanın takımı olarak anılır.
Efsane isimlerimizden, stadımıza da adı verilen merhum Fethi Heper, futbolculuğun ardından akademik hayatta profesörlük unvanı alan nadir isimlerden biri olarak kulübün kültürel derinliğini simgeler.
Tribün kültürüne geldiğimizde ise Eskişehirspor yine öncüdür. Rahmetli Amigo Orhan ile başlayan, senfonik düzeni, uzun besteleri ve 90 dakika susmayan temposuyla Eskişehir tribünleri, Türkiye’de modern taraftar kültürünün temelini atmıştır. Taraftarını deplasmana götüren ilk kulüp olması ve 1994’te Konya’daki maçta 32 bin taraftarla kırılan rekor da bu mirasın unutulmaz parçalarıdır.
Kısacası Eskişehirspor’un tarihi, ilklerle örülü bir tarihtir. Bizler de bu büyük mirasın bir parçası olmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz.

Eskişehirspor’un geçmişinde fazlasıyla başarı ve gurur var, bunlardan hatırladığınız ve sizin için en önemli olan hangisiydi?
Eskişehirspor’un tarihinde sayısız başarı ve gurur anı var elbette. Ama benim için içlerinden biri var ki, yeri bambaşkadır. Bunun en büyük nedeni hem yaşım gereği hafızamda çok net yer etmesi hem de hayatımda gittiğim ilk deplasman maçı olmasıdır.
1994 yılında Konya’da oynanan, Aydınspor–Eskişehirspor arasında geçen ve 1. Lig’e yükselmemizi sağlayan o unutulmaz terfi maçı… Son dakikalarda gelen golle play-off’lardan şampiyon olmuş, o dönemki adıyla 1. Lig’e, bugünkü adıyla Süper Lig’e yükselmiştik. Tribündeki coşku, şehirden kilometrelerce uzakta olsak da hissettiğimiz o inanılmaz birlik duygusu hâlâ dün gibi aklımda.
O gün, Eskişehirspor’un ne demek olduğunu, bu kulübün insana nasıl bir aidiyet duygusu yaşattığını ilk kez derinden hissettiğim gündü. Bu yüzden o maç, o gol ve o sevinç, benim hafızamda hep özel bir yerde durur.
Kulübün en zor döneminde, Bölgesel Amatör Lig’de başkanlık koltuğuna oturdunuz. Sizi bu sorumluluğu almaya iten temel motivasyon neydi?
Ben her fırsatta şunu söylüyorum: Bu işin temelinde birlik ve beraberlik var. Kulübün en zor döneminde, şehrin önde gelen isimlerinin bir araya gelerek aynı masanın etrafında toplanması ve “Bu sorumluluğu Ulaş Entok ve arkadaşları almalı” demesi, bizim için en büyük motivasyondu. O güveni hissetmek, omuzlarımızdaki yükü ağırlaştırmadı; tam tersine bizi daha da güçlü kıldı.
Bu inanç ve dayanışma sayesinde yola çıktık, birlikte mücadele ettik ve sonunda o ipi göğüsledik. Elbette bu süreç kolay değildi; ancak herkesin aynı hedefe kilitlendiği bir ortamda, imkânsız görünen pek çok şey mümkün hâle geldi.
Geçtiğimiz sezon Bölgesel Amatör Lig’den çıkarken kulüp başkanı olarak o anlara tanıklık etmek ise benim için tarifsiz bir duyguydu. Bu, sportif bir başarı olmanın yanı sıra, büyük bir sorumluluğun büyük bir gurura dönüşmesiydi. Hayatım boyunca unutamayacağım anılar arasında çok özel bir yerde duruyor.
Eskişehirspor geçmişte Türk futboluna yıldızlar kazandıran bir fabrikaydı. Altyapıyı çalışmaları hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?
Altyapı, Eskişehirspor için her zaman en öncelikli başlıklardan biri. Şu anda tüm yaş gruplarında altyapı çalışmalarımız düzenli şekilde sürüyor. Kulübümüzün kuruluş felsefesinden ilhamla, kurucumuz Aziz Bolel’in “Eskişehirspor’u bir fabrika kurar gibi kuracağız” sözünü rehber alarak hayata geçirdiğimiz Fabrika Futbol Okulları ile bu süreci planlı ve sistemli biçimde yürütüyoruz.
Altyapıyı kısa vadeli bir çözüm olarak görmüyoruz. Bu alan; sabır, doğru planlama ve süreklilik gerektiren uzun soluklu bir yolculuk. Bugün elimizde bir sistem var; hedefimiz ise bu sistemi geliştirerek Eskişehirspor’a ve Türk futboluna yeni sporcular kazandırmak.
Altyapıyı kulübün en önemli amiral gemisi olarak görüyoruz. Üstelik bu anlayış yalnızca futbolla sınırlı kalmamalı; Eskişehirspor, farklı branşlarda da sporcu yetiştiren bir spor kültürü merkezine dönüşmeli.
Bu nedenle altyapı meselesi, yalnızca kulübün değil, şehrin ortak sorumluluğudur. En büyük hedefimiz, bu süreci Eskişehir’le birlikte planlayarak kalıcı ve güçlü bir yapı oluşturmaktır.
Eskişehirspor taraftarı en az takım kadar ünlü, sizde aynı zamanda bir taraftarsınız, bir taraftar olarak Eskişehirspor sizin için ne ifade ediyor?
Eskişehirspor, bir taraftar olarak benim için her zaman büyük bir tutkuydu. Bu duygu yıllar içinde hiç değişmedi; sadece zaman zaman umutsuzluklar, zaman zaman büyük hayaller eşlik etti. Bugün ise bu tutkunun yanında Eskişehirspor benim için en çok umudu ifade ediyor.
Tuttuğun takımın başkanı olmak, tarif edilmesi gerçekten zor bir duygu. Hayatım boyunca onurla taşıdığım en önemli sorumluluklardan biri. Üstelik bu, hayalini kurduğum bir makam değildi; Eskişehirspor başkanlığı bu şehirde çok büyük ve ağır bir sorumluluk demek.
“Türkiye’de hangi kulübün başkanı olmak isterdin?” sorusu sıkça sorulur. Eskişehirspor, birçok insanın gönlünden geçer; ancak işin içine girdiğinizde bunun ne kadar zor ve ciddi bir yük olduğunu da çok net görüyorsunuz. Taraftarlıktan gelen biri olarak bu görevi büyük bir aşkla yapıyoruz ama duyguyla profesyonelliği ayırmak zorundasınız.
Kısacası Eskişehirspor başkanlığı, hem son derece zor hem de insanı tarif edilemez şekilde mutlu eden bir görev. Benim için de anlamı tam olarak bu.
Eskişehirspor’un en büyük gücü taraftarı aslında. Başkan olarak bu gücün sorumluluğunu fazlasıyla yaşıyor olmalısınız. Taraftarlarla ilişkinizden söz eder misiniz? Taraftarlarla kulüp arasındaki bağı daha da güçlendirmek için neler planlıyorsunuz?
Eskişehirspor başkanı olmak, bu büyük camianın sorumluluğunu taşımak demek. Bu görev, tarifsiz bir gururun yanında çok ağır bir yük de getiriyor; çünkü Eskişehirspor’un en büyük gücü taraftarı ve bu güce karşı sorumlusunuz.
Taraftarlarımızla aramız her zaman güçlü oldu. Biz de bu tribünlerden geliyoruz ve kendimizi hiçbir zaman taraftardan ayrı görmedik. Bu bağın sahada ve tribünde güçlenerek devam ettiğini, Bölgesel Amatör Lig’de kırılan seyirci rekorlarıyla net biçimde gördük.
Ancak bu ilişki bizim için sadece maç günleriyle sınırlı değil. Taraftarlarımızla bir araya geliyor, beklenti ve önerilerini dinliyoruz. Çünkü Eskişehirspor, ortak akılla büyüyen bir kulüp.
Gelecek adına ise özellikle gençlere ve çocuklara odaklanıyoruz. Okul ziyaretleri ve taşımalı organizasyonlarla, yaklaşık bir buçuk yılda on bine yakın çocuğu stadyumumuzda Eskişehirspor’la buluşturduk. Onların bu ruhu yerinde hissetmesini istedik.
Taraftarla kulüp arasındaki bağı güçlendirmek, Eskişehirspor’un yarınlarını inşa etmek demek. Biz de bu bilinçle çalışmaya devam ediyoruz.
Taraftarların beklentisi profesyonel lige dönmek; peki 5 yıl sonra nasıl bir Eskişehirspor hayal ediyorsunuz?
Eskişehirspor’un yeri elbette üst liglerdir. Hatta espriyle şunu söylerim; eğer bir “taraftar ligi” olsaydı, Eskişehirspor zirvede olurdu. Çünkü bu camianın en büyük gücü, tartışmasız taraftarıdır.
Son yıllarda sportif ve ekonomik açıdan zor dönemler yaşadığımız bir gerçek. Ancak Eskişehir gibi güçlü bir şehirde, kulübüyle bu denli özel bir bağ kurmuş bir taraftara sahip olmak, bu süreçlerin geçici olduğunu gösteriyor.
Beş yıl sonra Eskişehirspor’u; yeniden ait olduğu liglerde, Süper Lig’de üst sıraları zorlayan ve Avrupa kupalarında mücadele eden bir kulüp olarak hayal ediyorum. Bu bir hayalden çok, doğru adımlar atıldığında ulaşılabilecek bir hedef.
Birlik ve beraberlik duygusu sürdüğü sürece, bu koltukta kim oturursa otursun Eskişehirspor bir gün mutlaka ait olduğu yere dönecektir. Şehrin tüm bileşenlerinin bu birlikteliği koruması, kulübün geleceğini belirleyecek en önemli unsurdur.
Son olarak, armayı hiçbir ligde yalnız bırakmayan taraftarlara ve okurlarımıza mesajınız nedir?
Öncelikle, yayın hayatına yeni başlayan derginizi tebrik etmek isterim. Kültür, sanat ve yaşam ekseninde hazırlanan içeriğinizi inceleme fırsatı buldum ve gerçekten çok kıymetli bir iş ortaya koyduğunuzu düşünüyorum. Böylesi yayınların şehir kültürüne katkısı son derece önemli. Bizim de içinde yer alacağımız sayıyı ben de heyecanla bekliyorum.
Armayı hangi ligde olursa olsun hiçbir zaman yalnız bırakmayan büyük Eskişehirspor taraftarına ise gönülden teşekkür ediyorum. Onların varlığı, bu kulübün en zor zamanlarda bile ayakta kalmasının en büyük sebebidir. İnançlarını, desteklerini ve sevgilerini hiç kaybetmemelerini istiyorum.
Bu vesileyle, 2026 yılının ülkemize, şehrimize ve camiamıza; sevgi, dostluk, barış ve bereket getirmesini diliyorum. Tüm okurlara ve Eskişehirspor ailesine sevgi ve selamlarımı iletiyorum.
