Kent Dergi ekibi olarak bu ay rotamızı tarihin ve emeğin başkenti Bilecik’e çevirdik. Bilecik Kadın Kooperatifi’nin kapısını çaldığımızda bizi sadece dokuma tezgahlarının sesi değil; aynı zamanda üretmenin, dayanışmanın ve hayallerin sıcaklığı karşıladı. Kooperatif Başkanı Berna Gülhan ve yönetimden Süreyya Güven ile kadın emeğinin Bilecik bezindeki yolculuğunu konuştuk.
Güçlü Bir Kadın Dayanışması: Kurucu Ortaklarımız
Bu ilham verici yolculuk; aralarında Berna Külhan (Fotoğrafçı), Süreyya Güven (Dernek Başkanı/Esnaf), Meltem Sönmez (Ziraat Mühendisi), Duygu Çobanoğlu (İşletmeci), Melis Özhakikidemir (Ahşap Oymacılığı Ustası), Nigar Sevinç Olgun (Üretici), Özge Aydın Şahin (Avukat) ve Bilecik Belediyesi’nin bulunduğu güçlü bir ekibin bir araya gelmesiyle başladı.

Berna Hanım, Bilecik Kadın Kooperatifi’nin kuruluş hikayesi nedir? Bu yolculuk nasıl başladı?
Berna Gülhan: Kooperatifimiz 2020 yılında, Bilecik’in geleneksel dokuma kültürünü yaşatmak ve kadınlarımıza sürdürülebilir bir iş alanı açmak amacıyla kuruldu. İlk adımımızı hibe olarak aldığımız dokuma makineleriyle attık. Temel amacımız, farklı meslek gruplarından gelen kadınların enerjisini birleştirerek yerel üretimimizi ekonomiye kazandırmaktı. Bugün burada hem geleneklerimizi geleceğe taşıyor hem de kadınlarımıza istihdam sağlıyoruz.
Burada sadece bir üretim alanı değil, adeta bir sanat merkezi var. Tam olarak neler üretiyorsunuz?
Berna Gülhan: Odak noktamız tarihi Bilecik Bezi. Ancak sadece dokuma ile sınırlı kalmıyoruz. Dikiş atölyemizde mutfak önlüklerinden bebek setlerine, kitap kaplarından çeşitli ev tekstili ürünlerine kadar geniş bir yelpazemiz var. Ayrıca çocuklara yönelik taş boyama, yetişkinler için mum ve kapı çelengi yapımı gibi çeşitli sanat atölyeleri düzenleyerek burayı yaşayan bir yer haline getiriyoruz.
Bilecik Bezi’ni diğer kumaşlardan ayıran ve özel kılan nedir?
Berna Gülhan: Bilecik Bezi, kökü çok eskilere dayanan bir gelenek. Geçmişte Bilecik’in meşhur ipek kozası fabrikalarından gelen ipeklerle dokunurdu. Bugün biz bu geleneği pamuk iplerle; “Sandık Deseni” ve “Eli Belinde” gibi geleneksel motifleri işleyerek yaşatıyoruz. Bu kumaşlar sadece birer tekstil ürünü değil, Bilecik’in kültürel mirasının birer parçası.

Süreyya Hanım, kooperatifin kadınların hayatına dokunma noktasındaki rolünü nasıl tanımlarsınız?
Süreyya Güven: Biz burada tamamen gönüllülük esasıyla çalışıyoruz. Kooperatifimiz, hem atölyemizde çalışan kadınlarımıza hem de evinde üretim yapan kadınlarımıza kapılarını açıyor. Kadınlarımızın el emeği göz nuru ürünlerini “konsinye” yöntemiyle alıp satışını gerçekleştiriyoruz. Böylece üreten her kadın, emeğinin karşılığını doğrudan gelir olarak alabiliyor. Bizim için en büyük kazanç, bir kadının ekonomik bağımsızlığına katkı sunmak.
Bu güzel ürünleri okurlarımız ve tüketiciler nerelerde bulabilir? Satış ağınızı nasıl oluşturdunuz?
Süreyya Güven: Kendi imkanlarımızla her geçen gün büyüyoruz. Bilecik içindeki şık bir showroom’umuzun yanı sıra Sanat Sokağı’ndaki dükkanımızda ürünlerimizi sergiliyoruz. Ayrıca teknolojiyi de kullanıyoruz; kendimize ait bir web sitemiz üzerinden online satış yapıyoruz. İstanbul’daki fuarlara katılarak Bilecik’in sesini dışarıya duyurmaya çalışıyoruz. Melek Başkanımız (Melek Mızrak Subaşı) da tanıtım noktasında bize her zaman çok büyük destek veriyor.

Kurumsal firmalarla veya mağazalarla iş birlikleri yapıyor musunuz? Toptan satış imkanınız var mı?
Berna Gülhan: Kesinlikle! Şu an Türkiye genelinde bilinen bazı kurumsal firmalarla iş birliği aşamasındayız. Ürünlerimizi çok beğendiler. Biz, emeğimizi sergileyebileceğimiz her alana açığız. Mağazalarında yerel ve kaliteli ürünlere yer vermek isteyen tüm çözüm ortaklarını kadınlarımıza destek olmaya davet ediyoruz.
Gelecek hedefleriniz neler? Bilecik Kadın Kooperatifi’ni 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz?
Berna Gülhan: En büyük hayalimiz daha fazla kadına ulaşmak ve onları görünür kılmak. Sadece yerelde kalmak istemiyoruz. Kardeş şehirlerimiz aracılığıyla (Bulgaristan gibi) yurt dışı pazarına açılmak, Bilecik’in yerel motiflerini dünyaya tanıtmak istiyoruz. Üretimimizi çeşitlendirerek Bilecik’in turizm potansiyeline de katkı sunmayı hedefliyoruz.
Son olarak, Mart sayımızın teması olan “Kadın” üzerine okurlarımıza ne söylemek istersiniz?
Süreyya Güven: Üreten veya üretmek isteyen tüm kadınları bir çayımızı içmeye, kooperatifimizi görmeye davet ediyorum. Birlikte çok daha güçlüyüz. Emekçi kadınlarımızın günü kutlu olsun.
Berna Gülhan: Kadınları görünür kıldığınız için sizlere teşekkür ederiz. Sözlerimi Atatürk’ün o eşsiz cümlesiyle bitirmek istiyorum: “Yeryüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir.”
